Hakkımızda

    Türk Vakıflar Konseyi / Türk Vakıflar Birliği

Türk Vakıflar Konseyi / Türk Vakıflar Birliği 
Malumunuz yaratılmışların en üstün ve şereflisi (eşref-i mahlûkat) olarak insanoğlunun varlığı devletler açısından iki önemli süreçten ibarettir. Bu süreçlerden ilki: insanoğlunun doğup büyümesi ile başlayıp kendi ırkına ve ailesine özgü inanç, örf, adet ve geleneklerle yetiştirilmesi; kişiliğini bulması; fiziki gelişmişliğini tamamlaması; ahlâki, milli, manevi ve psikolojik olarak toplumsal değerlerle beslenmesi, her devletin kendi vatandaşına belli eğitim ve öğretim aşamalarında verdiği mesleki, kültürel, sosyal ve akademik hizmetler ile kişinin hayat felsefesine göre hayatını ikame etmesine karşılık devletlerin de yetiştirilen nesillerle devletlerin bekasının teminatı olan adalet, güvenlik, eğitim ve öğretim hizmetleri, idari hizmetler ve sosyal ve kültürel hizmetler gibi vasıflarını temin etmesinde bilgili, bilinçli, ahlâklı ve mili ve manevi donanımlı bir toplumla mümkün olan iki aşamalı süreçin bütünleşmesinden ibarettir. Yani her devlet, yetiştirdiği nesillerle kendi yönetim kademelerini ve kadrolarını emin ellere teslim eder, kendi istikballerini teminat altına alırlar.

Osmanlı Devleti, özellikle Enderun-u Hümayyun mektepleri ile devletin önemli ve stratejik kademelerini ve görevlerini mekteplilere teslim ederek Devlet-i Ebed Müddet sırrına vakıf olmuştur. Türkistan Pir’i Hoca Ahmet Yesevi ile başlayıp Anadolu’da; MevIana Celaleddin Rumi Hz., Şeyh Edebali Hz., Hacı Bektaş Veli Hz., Tapduk Emre Hz. , Yûnus Emre Hz. ve Ahi Evranlarla harmanlanan İslâm Kültürü, Türk – İslâm Medeniyeti ve Türk Milleti’ne karşı ahlâksızça yapılan kültür akımını kırmak, siyasi hareketlerden ve siyasi akımlardan bağımsız şekilde Türk Milleti’nin örf ve adetlerine, gelenek ve göreneklerine yakışır bir gönüllüler hareketiyle Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucu unsuru olan Türk Milliyetçileri ve dindar nesillerle Türk Milleti’nin istikbali adına ve kamu hizmeti adına kâr amacı gütmeyen vâkıf tüzel kişiliğe sahip toplam on altı (16) sivil toplum kuruluşu ile birlikte muasır medeniyet mefkuremiz ve ortak paydamız olan “vatan” için ortak bir vizyon ile hareket ederek Türk Devleti’nin bekası için çalışarak kamu hizmetinde bulunacak vâkıf tüzel kişiliğe sahip dört (4) yeni sivil toplum kuruluşunun kurulmasını genel kurulun kararı ile temin ederek çağımızın imkan ve şartları doğrultusunda İslâm ve vâkıf hukukuna özgü iktisadi bir sistem geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

Türk Milleti’nin nüfus sınırları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi sınırlarından ibaret değildir; Adriyatik’ten Çin Seddine kadar tüm Türk – İslâm Çoğrafyasındaki mazlum milletlerin haklarının korunması ve Türk – İslâm Medeniyetinin yeniden inşaası kadim bir devlet ve millet olmanın gereği tarihimizin bize yüklemiş olduğu milli bir vazifedir.

Türk Vâkıflar Konseyi, kamu yararına çalışan vâkıf tüzel kişiliğe sahip toplam on altı sivil toplum kuruluşunun ortak bir vizyon ve misyon amacı ile hareket etmesi adına sivil toplum örgütlerinin üst çatısı olarak vâkıflar birliğinin genel kuruluna verilen addır.

Türk Vâkıflar Konseyi amblemi, Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Mesud Şah tarafından Osmanlı Hanedanı’na gönderilmiş olan ve Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) ait olup Mısır Memlüklü Sultanlarından Selçuklu ve Osmanlılara miras kalan Hz. Peygamber’in barış zamanında kullandığı ‘İstiklâl Alameti’ beyaz sancak üzerine; günümüzdeki Türk Cumhuriyetleri’ni temsilen birer kırmızı hilal ile yer verilmiş ve Kelime-i Şehâdet yazılı hattatlı turkuaz renkli hilal ile Türklerin İslâm Dinine ve İslâmiyet’e yapılan hizmetleri sebebiyle Türk’lük nişanesi olarak yer verilmiştir.

“Savaşta Türk Silahlı Kuvvetleri, Barışta Türk Vakıflar Konseyi.”

“Devlet-i ebed müddet ve Türk – İslam Medeniyeti’ne hizmet adına; Selçuklu Karatay medreselerinde hayat bulan ve vakıf medeniyeti ile bir araya gelen kutlu yolculuk, Osmanlı Enderun-u Hümayyun mektepleriyle kök salmış ve kadim bir devlet geleneğine dönüşerek Cumhuriyet döneminde Türk Vakıflar Konseyi / Türk Vakiflar Birliği’nde kendisine vücut bulup muasır medeniyet mefkuresi için kutlu yolculukta fetih ruhuyla taçlanmıstır. Bu taçlanış, bu sahlanış, bu kutlu yolculuk inşallah Turan’i yani Türk Birliği’ni kuracak mukaddes fetih ruhudur.”

Kamuoyuna önemle arz olunur!